all day - Turc Anglais Dictionnaire

all day

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "all day" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 4 résultat(s)

Anglais Turc
General
all day adv. gün boyu
The registration desk will be open all day.
Kayıt masası gün boyu açık olacaktır.

More Sentences
all day adv. bütün gün
Computer
all day n. tüm gün
Slang
all day n. ömür boyu (hapis cezası)

Sens de "all day" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
all fools' day n. bir nisan
all saints' day n. 1 kasım yortusu
all fools' day n. nisan bir
all saints' day n. azizler yortusu
all day daycare n. gün boyu bakım
all fools' day n. 1 nisan şaka günü
all-day sucker n. lolipop
sleep all day v. tüm gün uyumak
be on the computer all day v. bütün gün bilgisayar/bilgisayarın başında olmak
be on the computer all day v. bütün gün bilgisayarda takılmak
be on the computer all day v. bütün gün bilgisayarda olmak
sit at home all day v. bütün gün evde oturmak
all-day adj. bütün gün süren
all-day adj. sabahtan akşama kadar süren
all day and every day adv. devamlı
all day and every day adv. hiçbir değişiklik olmadan
all day long adv. akşama kadar
all day long adv. bütün gün boyunca
all day long adv. gün boyu
all day long adv. bütün gün
all day long adv. gün boyunca
all day long adv. sürekli
all day tomorrow adv. yarın tüm gün
all day tomorrow adv. yarın bütün gün
all day long adv. tüm gün boyunca
Colloquial
yap, yap, yapping all day v. bütün gün car car konuşmak
yap, yap, yapping all day v. gevezelik edip durmak
yap, yap, yapping all day v. boş boş konuşup durmak
yap, yap, yapping all day v. durmaksızın konuşmak
not be all day v. bütün günü almamak
(not) be/take all day (to do something) v. çok sürmemek
not be all day v. bütün gün sürmemek
(not) be/take all day (to do something) v. çok sürmez
not be all day v. çok sürmez
not be all day v. çok sürmemek
(not) be/take all day (to do something) v. bütün günü almamak
(not) be/take all day (to do something) v. (bir şeyi yapmak) bütün gün sürmemek
yap, yap, yapping all day long v. boş boş konuşmak
yap, yap, yapping all day v. boş boş konuşmak
yap, yap, yapping all day v. kafa şişirmek
yap, yap, yapping all day v. kafa ütülemek
yap, yap, yapping all day long v. kafa ütülemek
yap, yap, yapping all day long v. kafa şişirmek
all the livelong day expr. gün boyunca
all the livelong day expr. bütün gün
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) bütün gün konuşabilir
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) sonsuza kadar konuşabilir
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) durmadan konuşabilir
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) uzun uzadıya konuşabilir
all hours (of the day and night) expr. tüm gün ve tüm gece
all hours (of the day and night) expr. günün her saati
all in the day's work expr. her gün yapılan işlerin bir parçası
all hours (of the day and night) expr. gece gündüz her saat
all day and every day expr. kesintisiz olarak
all in a day's work expr. normal gidişatın bir parçası
all in a day's work expr. her gün yapılan işlerin bir parçası
all in a day's work expr. rutinin bir parçası
all hours (of the day and night) expr. gece gündüz demeden her saat
all in the day's work expr. normal gidişatın bir parçası
all hours (of the day and night) expr. yirmi dört saat
all hours (of the day and night) expr. gece gündüz
all in the day's work expr. günlük/gündelik işin bir parçası
all in a day's work expr. günlük/gündelik işin bir parçası
all hours (of the day and night) expr. gece veya gündüz herhangi bir saat
all in the day's work expr. rutinin bir parçası
all day and every day expr. sürekli
all hours (of the day and night) expr. gece veya gündüz herhangi bir saat
all in a day's work expr. rutinin bir parçası
all hours (of the day and night) expr. günün her saati
all hours (of the day and night) expr. yirmi dört saat
all in the day's work expr. her gün yapılan işlerin bir parçası
all in the day's work expr. normal gidişatın bir parçası
all in a day's work expr. normal gidişatın bir parçası
all in a day's work expr. her gün yapılan işlerin bir parçası
all hours (of the day and night) expr. gece gündüz her saat
all in the day's work expr. rutinin bir parçası
all in a day's work expr. günlük/gündelik işin bir parçası
all hours (of the day and night) expr. gece gündüz
all hours (of the day and night) expr. tüm gün ve tüm gece
all day and every day expr. sürekli
all in the day's work expr. günlük/gündelik işin bir parçası
all day and every day expr. kesintisiz olarak
all hours (of the day and night) expr. gece gündüz demeden her saat
haven't got all day expr. (çabuk ol) bütün gün bekleyemem, bekleyemeyiz
we haven't got all day expr. (çabuk ol) bütün gün bekleyemem
you must be tired, because you've been running through my mind all day expr. tüm gün kafamı meşgul ettin, yorulmuş olmalısın (bir kadını tavlamak için kullanılan klişe bir söz)
you must be tired, because you've been running through my mind all day expr. tüm gün aklımdan çıkmadın
not take all day bütün günü almamak
not take all day bütün gün sürmemek
not take all day çok sürmez
not take all day çok sürmemek
Idioms
at all hours of the day and night n. günün her saati
not have all day v. çok zamanı olmamak
be all in a day's work v. günlük işinin bir parçası olmak
be all in a day's work v. her gün yaptığı şeyin bir parçası olmak
be stuck behind a desk all day v. bütün gün ofiste çakılı kalmak
chew the fat all day v. bütün gün çene çalmak
be stuck behind a desk all day v. bütün gün ofiste tıkılı kalmak
not be all day v. hızlı/çabuk olmak/davranmak
not take all day v. acele etmek
not take all day v. hızlı/çabuk olmak/davranmak
not take all day v. tüm gününü almamak
not be all day v. bütün/tüm gününü (bir şeyle) geçirmemek
not take all day v. bütün/tüm gününü (bir şeyle) geçirmemek
not take all day v. oyalanmamak
not be all day v. acele etmek
not be all day v. oyalanmamak
not take all day v. çok zaman/vakit/bütün gününü almamak
not be all day v. bütün/tüm gün sürmemek
not be all day v. tüm gününü almamak
not be all day v. çok zaman/vakit/bütün gününü almamak
not take all day v. bütün/tüm gün sürmemek
(not) be all day, morning (to do something) v. (bir şeyi yapmak) çok sürmemek
be/take all day, morning v. çok sürmek
(not) be all day, morning (to do something) v. (bir şeyi yapmak) bütün günü, sabahı almamak
(not) be all day, morning (to do something) v. (bir şeyi yapmak) bütün gün, sabah sürmemek
(not) take all day, morning (to do something) v. (bir şeyi yapmak) çok sürmemek
(not) take all day, morning (to do something) v. (bir şeyi yapmak) bütün gün, sabah sürmemek
(not) take all day, morning (to do something) v. (bir şeyi yapmak) bütün günü, sabahı almamak
be/take all day, morning v. bütün günü, sabahı almak
be/take all day, morning v. bütün/tüm gün, sabah sürmek
all in a day's work expr. gündelik işin bir bölümü
at all hours of the day and night expr. gece veya gündüz herhangi bir saatte
yap, yap, yapping all day long expr. önemsiz şeyler hakkında hiç durmadan konuşma
yap, yap, yapping all day long expr. kafa ütüleme
till all hours (of the day and night) expr. gecenin/sabahın geç saatlerine kadar
until all hours (of the day and night) expr. gece geç saate/sabahın ilk saatlerine kadar
Speaking
I am on my legs all day expr. bütün gün bana dur durak yok
I am on my legs all day expr. bütün gün ayaktayım
I am on my legs all day expr. bana dur durak yok
I've been on my feet all day expr. bütün gün ayaktaydım
we talked sweet nothings all day long expr. bütün gün havadan sudan konuştuk
I have to work all day tomorrow expr. yarın bütün gün çalışmak zorundayım
I think of you all day long expr. bütün gün seni düşünüyorum
I haven't got all day expr. (çabuk ol) bütün gün bekleyemem
it's a sad day for all of us expr. bu hepimiz için üzücü bir gün
I've been on my feet all day expr. bütün gün ayaktaydım
I've been on my feet all day expr. bütün gün ayakta durdum
you all have a good day expr. hepinize iyi günler
I haven't seen you all day expr. bütün gün seni görmedim
I haven't seen you all day expr. tüm gün seni görmedim
I don't have all day expr. bütün gün seni bekleyemem
I can't wait for you all day expr. bütün gün seni bekleyemem
you've been on my mind all day expr. bütün gün aklımdaydın
I was home all day yesterday expr. dün tüm gün evdeydim
I was home all day yesterday expr. dün bütün gün evdeydim
we can’t be here all day expr. bütün gün burada olamayız
it has rained all day expr. tüm gün yağmur yağdı
it has rained all day expr. gün boyunca yağmur yağdı
it rained all day expr. gün boyunca yağmur yağdı